İnanır mısınız kaç gündür bi stres, bi asabilik, bi yorgunluk falan var üzerimde. Hatta hafiften de grip oldum sanırım. Boğazlarım ağrıyordu. O geçti şimdi değişik bi grip falan.. Çözemedim ya. Hava değişimindendir. Ya okula gidiyorum sabah size yemin ediyorum ki bölüm dersimden bile bıkmışım. Bu sabah kahvaltı sonrası hap içmiştim hani hasta olmayalım önlem alalım hesabı. Ay o hap bana bir uyku yaptı, nasıl uyukluyorum amaa. Tabi şu son 2-3 gündür de eve geldiğimde öğlen yemeğini yedikten sonra sürekli atıştırıp bişeyler yiyorum. Olmuyor yani böyle. E Yusuf'u da çok özledim. Anlayacağınız hepsi üst üste geldi. Dört gözle okulların kapanacağı o son haftayı bekliyorum. Gerçi şurada bişey kalmadı da. Ben biraz da Yusuf'u özlediğim için sanırım stres yapıyorum onu fark ettim. Yani istemsizce. Hani çok alışırsınız bişeye bırakması size zor gelir ne bileyim bunun gibi bişey mesela. Ya sonuçta onun da bi sürü işleri var. Her an görüşemeyiz ki.. Her an görüşebilme ihtimali şu an yok zaten. Kariyerinin en önemli noktasındayken hemde... Neyse şimdi oralara girmiyorum. Yani bu yüzden bende görüşebilmek buluşabilmek için uygun bi günü zamanı bekliyorum. Çok çalışıyor ya görüyorum. Bazen her gün bi yerde, sonra bi bakmışsınız akşam başka bi yerde falan. Zaten bi kaç hafta sonra okulun da tatil olması sebebiyle bol bol görüşebiliriz. Öyle umuyorum. Tatil de her zaman yanında olurum. Daha çoook uzun günlerimiz var o yüzden bunu bilerek rahatlıyorum. Çünkü ben onu çoook çook seviyorum :) Bazen böyle triplere giriyorum ya. Unutmuş mudur beni dediğim olmuyor değil hani. Öyle sorguluyorum işte. Kimseye de pek bişey anlatmıyorum. Özellikle de Yusuf ile ilgili olunca. Bişey sorduklarında geçiştiriyorum falan. Kıskançlık da var üzerimde tabi pek kimseyle paylaşamıyorum. Zaten paylaşasım da gelmiyor. Sadece benimle konuşsun diyemem bu bencillik olur. Sadece kendi çevremden kıskanıyorum onu. Çünkü bana ne olursa olsun çok iyi gelmişti. Evet gerçekten. İyi gelmek derken şunu kast ettim; mutlu olmamı sağladığı için. Her şekilde yani. Bu yüzden ona çok değer veriyorum. Ve bu hiç bitmez. Çünkü ben görüp görebileceğim en "mükemmel" sıfatını yakıştırdığım kişiyle tanıştım. Bu bana yeter bile...
8 Mayıs 2014 Perşembe
İyi geceler sizeee, ben uyumadım :)
Bir önce ki yazımda 'yarın' devamını yazarım demiştim ama anca bugün vakit bulabildim. E devam edelim hadi ben size Yusuf'u anlatıyordum en son... Ben hemen izninizle bi yerden giriyorum konuya.
5 Mayıs 2014 Pazartesi
Size söz verdiğim gibi :)
Kalbimde özel bi yer edinmiş bu çocuğun adı Yusuf. Soyadını bir kaç yazı sonrasında açıklayabilirim orası şimdilik gizli kalsın. Siz yine de merak edin hangi Yusuf olduğunu ahahahah :) Bilmece gibi soru vallahi..
Ben Yusuf'u geçen seneden beri tanıyorum da o beni daha bu sene tanımaya başladı. Ne kadar garip değil mi? E olsun ya geç kalmış sayılmayız o zaman?
Kendisi bi o kadar yakışıklılığıyla adeta başımı döndürüyor. Bi gülüyor zaten kendime gelemiyorum. Ben onu öyle bi anda yakaladım ki, her şeyden pes ediyorum elimi ayağımı çekiyorum artık derken buldum ve yeniden kendim oldum. Zor bi dönem atlatmıştım. Malum herkesin yaşadığı şu saçma sapan hayatının bazı dönemlerinde olan o klas ilişki mevzuları... Klasik yani. Minik kalp kırıklıkları, inişleriyle çıkışlarıyla kavgalar vs.. Ama ben Yusuf'u bulduğumda öyle bi değişime uğradım ki ne yaptı, nasıl yaptı bilemiyorum. Ama çok güzel yaptı. Bi defa her şeyden önce mutluluğumun sebebi oldu o gülüşü. Sadece gülüşü desem minik bişey kalırdı heralde. Her hali ve her tavrıyla etkilemişti beni. İnanın babam dışında ikinci en sevdiğim adam. Kalbime sözleriyle fısıldayan adam. O benim!
Bu yakışıklımız, henüz onunla ilgili bu yaptıklarımı ve yazdıklarımı bilmiyor. Bu bloğun onunla ilgili şeylerden oluşacağından bile haberi yok. Ama belki bi gün olur da onunla paylaşırsam, sanırım yüzüne karşı büyük utangaçlık sergilerim. Çok yazarım içimden ne gelirse ama karşılaşınca yüzüne karşı söyleyemediklerimi onun için sizlere için yazmak istedim. Çünkü ben biliyorum ki ona daha önce benim kadar değer verip, bu kadar fazla şey yapan olmamıştır heralde. Sanırım olmadı da. Ben onu bu kadar özel hissettirebiliyorsam ne mutlu. Ben çok sevdiğimden yapıyorum bütün bu güzellikleri. Eee biri gelip hayatınıza renk katacak ve bu karşılıksız mı kalacak? Her iyiliğin bir karşılığı vardır. Ama o bana iyilikten çok şey yaptı. O benim kalbime hükmediyor.. Sizin anlayacağınız bizim kırmızı kadınımız bu yakışıklı çocuğu ilk gördüğü andan itibaren aşık olur ve serüven öyle başlar...
Devamı yarına merak ettiricem sizi kararlıyım bu konu da :)
4 Mayıs 2014 Pazar
Sizi bu gece bu şarkı ile baş başa bıraksam bana çok takıldı da :)
Öncelikle merhaba yazısı...
Lafı çok fazla dolandırıp uzatmayı pek sevmem. Aslında beni takip edenler kim olduğumu biliyordur :) Blogger'da yeni değilim. Aksine bir kaç senedir zaten sürekli yazıyorum. Sadece bu yeni bir blog olsun istedim. Farklı bir blog. Çok fazla samimi ve içten bir blog ile yeniden karşınızdayım. Bu kez biraz daha fazla güncel olsun dedim.
"Sihirli Kalemin Sihirli Mucizesi" bloğuma bayadır yazmıyordum. Çünkü orası biraz daha karışmıştı. E yazdıklarım da haliyle eski şeylerdi. Yeni bir dönem, yeni bir sayfa. Temiz bir sayfa olsun dedim. O yüzden daha düzenli bir blog hazırlamaya karar verdim. :)
Belki daha sonra oraya da el atıp düzenleyebilirim şimdilik dursun orası öylece.
Bu arada sizi benim için çok özel biriyle tanıştırmak istiyorum. Bu yazımda bahsetmeyeyim de sır olsun ahaha :)
Bir sonraki yazımda söz size bu kişiyi uzun uzun tanıtacağım kendisi geldi önce hayatımı değiştirdi, sonra renklendirdi, en üst köşeye oturdu ve benim değişimimi seyretmeye başladı. Resmen böyle oldu evet! Elbette merak edin diye söylüyorum :)
Gerçi uzun uzun anlatacağım ama bu gecelik böyle idare edin.
Şimdi hepinize tatlı rüyalar olsun, iyi geceleeer :)
Öpüyorum sizleri xoxo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

